• Selanik caddesi 35/3 Kızılay Çankaya Ankara
  • info@scp.org.tr

1 MAYIS’TA VATAN-EMEK-CUMHURİYET İÇİN MEYDANLARDAYIZ


Emekçi, Yurtsever Halkımız, Türkiye Cumhuriyeti Yurttaşları,
Bugün sömürüye karşı onurlu bir direnişin mirasını omuzlarımızda taşıyoruz. 1 Mayıs, dünya emekçilerinin birlik, dayanışma ve mücadele günüdür.
Ancak bu büyük günde, yakıcı bir gerçekle yüz yüzeyiz: Emek mücadelesi bir kez daha paramparça. Konfederasyonlar ayrı ayrı meydanlara savrulmuş, işçi sınıfının birleşik sesi kısılmış, senede bir günlük ortak mücadele şansı hoyratça harcanmış durumda.
Emeğin kurtuluşu ve sorunlarının çözümü ayrı ayrı mitinglerde, ayrı ayrı sloganlarla, ayrı ayrı saflarda değil; Vatan, Emek, Cumhuriyet mücadelesinin bölünmez bütünlüğündedir. Bugün emek mücadelesi, vatan mücadelesinden; vatan mücadelesi, Cumhuriyet Devrimi’nden ayrılamaz. Bu üçü, birbirinin hem sebebi hem sonucudur.
Kimi konfederasyonlar iktidarın gölgesine sığınıyor. Kimileri işçi sınıfının sesini fısıltıya çeviriyor. Kimileri ise senede bir günlük birlikteliği emek mücadelesinin değil etnik ve mezhepsel bölücülüğün, cumhuriyet yıkıcılığının, karşı-devrimciliğin propagandasına çeviriyor.
Peki soruyoruz: Bu dağınıklıkla kime güç veriyorsunuz? Bu parçalanmışlıkla hangi emekçinin derdine derman olabiliyorsunuz? Meydanları ve halkı böldüğünüz her gün, sermaye birleşiyor. Siz ayrı saflara çekildikçe, emperyalizm ve onun yerli uşakları emekçinin üstüne daha güçlü çöküyor.
Tarih bize göstermiştir ki, birleşik olmayan hiçbir emek hareketi zafere ulaşamamıştır. Parçalanan her mücadele, ya yenilgiyle sonuçlanmış ya da satılmıştır. Bugün aynı hatayı tekrarlama lüksümüz yoktur. Ya bir olacağız, ya bir bir yok olacağız.
VATAN YOKSA EMEK DE YOKTUR
Emekçilerin canıyla savunduğu, alın teriyle işlediği bu topraklarda, köprülerin, otoyolların, limanların emperyalist sermayeye peşkeş çekiliyor. Boğaz köprüleri yirmi beş yıllığına yabancı fonlara satılıyor, tarımın beli ithalatla kırılıyor, fabrikaların kapanıyor. Emekçiler işsizliğe, açlığa, güvencesizliğe mahkûm edilirken; vatanın tapusu Londra mahkemelerine devrediliyor.
Vatan toprağını emperyalist yağmaya açan bir düzende, emekçinin hakkını kim koruyacak? NATO üsleri bu ülkede olduğu sürece, Uluslararası Para Fonu’nun kemer sıkma dayatmaları bu milletin sırtında bindiği sürece, alın terinin karşılığını alman mümkün müdür? Ulusötesi şirketlerin sömürüsüne karşı vatanı ve emeği kim koruyacak? Amerikan Büyükelçisi çıkıp iktidara meşruiyet verdiğinde, Türkiye’ye monarşi dayattığında, Osmanlı millet sistemi önerdiğinde, emperyalist savaş için Boğazlarımızı istediğinde susan iktidar mı? Trump’in “harika lider” diye övdüğü Tayyip Erdoğan mı?
Sosyalist Cumhuriyet Partisi olarak diyoruz ki: Tam bağımsızlık olmadan emek adaleti olmaz. Vatanı emperyalizmin ve kendi şahsi çıkarlarının uğruna kurban edenlerin, emekçinin grev hakkını, toplu sözleşme hakkını, sendika hakkını, alınterini gasp etmesi doğası gereğidir.
Tam da bu günlerde, Amerikan emperyalizminin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack çıkmış; Türkiye’ye monarşi istediğini, Osmanlı millet sistemi önerdiğini, emperyalist savaş için Boğazlarımızı istediğini alenen ilan etmiştir. “Bölgede demokrasi başarısız oldu, merhametli monarşi kurulsun” sözleri, emperyalizmin Cumhuriyet düşmanlığının ve bölme planlarının resmî itirafıdır.
Bu sözler, Sosyalist Cumhuriyet Partisi’nin kurulduğu günden beri haykırdığı hakikatin, bizzat emperyalizmin ağzından dökülmesidir. Biz size yıllardır söylüyoruz: Emperyalizm, milleti bölmeyi, Cumhuriyet’i yıkmayı, bağımsızlığımızı tamamıyle ortadan kaldırmayı hedeflemektedir. İşte Barrack’ın sözleri, bu gerçeğin tercümesidir.
Boğazlar vatan toprağıdır, pazarlık masası değildir! Bu topraklarda monarşi değil, tam bağımsız Cumhuriyet hüküm sürecek! Amerikan Büyükelçisi şunu bilmelidir ki; bu millet, 23 Nisan 1920’de saltanatı yıkmış, 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’i kurmuştur. Ne monarşi dayatması kâr eder bize, ne de Boğazlarımızda gözü olan emperyalist!
Biliyoruz ki, bu yağma düzeninin arkasında yalnızca yerli işbirlikçiler değil, onları kuran ve yöneten uluslararası emperyalist güçler vardır. NATO’nun doğuya genişleme stratejileri, Uluslararası Para Fonu’nun dayattığı kemer sıkma politikaları ve şimdi de Büyükelçi Barrack’ın ağzından dökülen monarşi teklifleri, aynı saldırının farklı cepheleridir.
CUMHURİYET, EMEKÇİNİN KALESİDİR
Cumhuriyet’i kuranlar aynı zamanda, sırtında cephaneyi taşıyan, demiryolunu döşeyen, fabrikayı kuran, toprağı süren, canını veren emekçilerdir. Cumhuriyet, başta emekçi halkın kanıyla, alın teriyle, fedakarlığıyla kuruldu.
Bugün ise aynı Cumhuriyet, mafya-tarikat-rant üçgeninin kuşatması altındadır. Laik ve bilimsel eğitim tarikat yurtlarına kurban edilmiş, Cumhuriyet’in bağımsız yargısı siyasi atamalarla çürütülmüş, Millet Meclisi yerine Saray dayatılmıştır. Sözde “Milli Dayanışma Komisyonu” adı altında yürütülen süreçte göstermiştir ki, içerde ve dışarda Cumhuriyet’i tasfiye edip etnik ve dinsel ayrılık temelinde yeni bir düzen kurma projesinde anlaşılmıştır. Barrack’ın “Osmanlı millet sistemi” önerisi, işte tam da bu projenin dışarıdan dayatılan şablonudur.
Cumhuriyeti, emekçi halkı daha fazla, daha rahat sömürmek için yıkıyorlar.
Bu yüzden emek mücadelesi, Cumhuriyet Devrimi’ni tamamlama mücadelesinden ayrı tutulamaz. Altı Ok’un bağımsızlıkçı, halkçı, devletçi, laik, devrimci ilkeleri, sosyalist bir ekonomi-politik özle ele alınmadıkça emekçi halklar kurtulamaz. Ama aynı şekilde, Cumhuriyet Devrimi de emekçinin omzunda yükselmedikçe tamamlanamaz.
Vatan, Emek, Cumhuriyet… Bunlar tek bir mücadelenin üç cephesidir.
ÜÇ CEPHEDE TEK SAVAŞ
Vatan cephesi; baş düşman Amerikan emperyalizmine ve onun tahakküm araçları olan NATO’ya, Uluslararası Para Fonu’na, Barrack gibi sömürge valilerine, silahlı/silahsız terör unsurlarına, meşruiyetini Amerika’dan, Brüksel’den, Londra ve Tel-Aviv’den alanlara ve onların monarşi dayatmalarına karşıdır.
Emek cephesi; mafya-tarikat-rant düzenine, beşli çetelere, taşeronlaştırmaya, güvencesizliğe, iş cinayetlerine ve emekçilerin köleleştirilmesine karşıdır.
Cumhuriyet cephesi; karşı-devrime, bölücülüğe, gericiliğe, saray yönetimine, yeni anayasa tuzağına, Osmanlı millet sistemine ve monarşi hayallerine karşıdır.
Bu üç savaş, aslında tek bir savaştır. Düşman aynıdır, hedef aynıdır, zafer aynıdır: Emperyalist-kapitalist sistem ve onun yerli ortakları.
Vatanı emperyalizme peşkeş çekenler, emekçinin ekmeğini, geleceğini çalanlardır. Emeğin hakkını gasp edenler, Cumhuriyet’in temellerini oyanlardır. Cumhuriyet’i yıkanlar, milleti bölenler, emekçiyi de bölüp köleleştirenlerdir.
O halde mücadele de bir olmak zorundadır. Emekçinin kurtuluşu, vatanın kurtuluşudur. Vatanın kurtuluşu, Cumhuriyet’in zaferidir. Cumhuriyet’in zaferi, emekçinin iktidarıdır.
BİRLEŞMENİN TEK YOLU
Sosyalist Cumhuriyet Partisi olarak çağrımızı yineliyoruz: Birleşmenin Tek Yolu Vatan Emek Cumhuriyet programıdır.
Alevisiyle Sünnisiyle, Türk’üyle Kürdüyle, işçisiyle köylüsüyle, genciyle yaşlısıyla, kadınıyla erkeğiyle… Bu mafya-tarikat-rant düzeninden mustarip tüm emekçi ve yurtsever güçler, tek bir cephede buluşmalıdır.
Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki yurttaşlarımızı; Brüksel’den, Natoculuktan kopmaya, devşirme siyasetinden sıyrılmaya ve Mustafa Kemal Atatürk’ün yolundan Cumhuriyet Devrimi’ni tamamlamaya çağırıyoruz.
Adalet ve Kalkınma Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi tabanındaki emekçi, milliyetçi, muhafazakâr kardeşlerimizi; sizi yoksulluğa mahkûm edip saraylarda saltanat sürenlere ve onlara monarşi dayatan emperyalist efendilere karşı vatan cephesine gelmeye çağırıyoruz.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi tabanındaki Kürt emekçileri, emperyalizmin Büyük Kürdistan projesine ve Osmanlı millet sistemi tuzağına taşeronluk yapanlardan ayrılmaya, yurttaşlık hattında buluşmaya çağırıyoruz.
Birleşemeyen halk, birleşemeyen emek mücadelesi kazanamaz.
TEMEL HEDEFLERİMİZ
Sosyalist Cumhuriyet Partisi olarak 1 Mayıs’ta meydanlardan yükselttiğimiz acil taleplerimiz, Vatan, Emek, Cumhuriyet cephesinin :
NATO’dan çıkılacak, tüm emperyalist anlaşmalar feshedilecek, üsler kapatılacaktır. Komşularımıza ve bölgemize karşı başlatılan Emperyalist-siyonist soykırımcı savaşa sunulan örtülü veya açık destekler ortadan kaldırılıcaktır.
Boğaz köprüleri, otoyollar, limanlar ve madenler derhal kamulaştırılacak, tüm özelleştirmeler iptal edilecektir. Günümüzün Düyûn-ı Umûmiye’si, Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesi ile yapılan anlaşmalar verilen taahhütler feshedilecektir. Bu peşkeş ve talan hukuka aykırıdır, meşruiyeti yoktur.
Tarımda ithalat değil üretim teşvik edilecek, toprak işleyenin olacaktır.
“Kod 49” uygulaması kaldırılacak, tazminatsız işten atmalar son bulacaktır.
Sendika, grev ve toplu sözleşme önündeki tüm engeller kaldırılacaktır.
Asgari ücret vergi dışı bırakılacak, enflasyona karşı refah payı verilecektir.
İş cinayetlerinde patronlara para cezası değil hapis cezası uygulanacaktır.
Kadın emeğinde eşit işe eşit ücret uygulanacak, İstanbul Sözleşmesi yeniden yürürlüğe konacaktır.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi lağvedilecek, güçlendirilmiş meclis modeline geçilecektir.İktidar yeniden halka devredilecektir.
Eğitim parasız, bilimsel ve laik olacak; zorunlu din dersi kaldırılacak, imam hatip liseleri meslek okuluna dönüştürülecektir.
Yargı bağımsız olacak, Hâkimler ve Savcılar Kurulu lağvedilecek, hâkim ve savcılar meslektaşlarınca seçilecektir.
Sömürge valilerinin monarşi dayatmalarına, Osmanlı millet sistemi tuzağına ve Boğazlarımızda göz diken her türlü emperyalist plana karşı Cumhuriyet’imize sonuna kadar sahip çıkacağız.
Bu karanlık gidişata dur demenin vakti çoktan gelmiştir.
İktidarın baskısına, sendika ağalarının teslimiyetine, emperyalist-siyonist işgale ve monarşi dayatmalarına karşı biz meydanlarda olacağız.
Emperyalizm ve işbirlikçileri karşısında, mafya-tarikat-rant düzeni karşısında, karşı-devrim karşısında tek bir vücut olmadıkça, ne vatanı kurtarabiliriz ne emeği örgütleyebiliriz ne de Cumhuriyet’i yaşatabiliriz.
Ama bir olduğumuzda, omuz omuza verdiğimizde, Vatan, Emek, Cumhuriyet hattını bölünmez bir cepheye dönüştürdüğümüzde; ne emperyalizm durabilir karşımızda ne saray ne rant çeteleri ne de Barrack gibi sömürge valileri…
1 Mayıs’ta meydanlarda yakacağımız vatan-emek-cumhuriyet meşalesi, yarının bağımsız, laik ve devrimci cumhuriyetinin yolunu aydınlatacaktır.

Paylaş
Bağlantıyı kopyala