BAĞIMSIZLIK, ÖZGÜRLÜK, ADALET EMEK İSTER!
HAYDİ 1 MAYIS’A!
Ekonomik, siyasi, sosyal ve ahlaki olarak büyük kırılmaların eşiğinde 1 Mayıs’a gidiyoruz!
Ülkemizi kuşatan emperyalist çetenin daralan ulusal bağımsızlığımızı tehdit ettiği, silahlarını ülkemize çevirdiği günlerdeyiz.
Üniter devletimizi parçalamak amacıyla şer kuvvetlerin fink attığı günlerdeyiz.
ABD, İsrail ve Yunan-Rum üçlüsünün Mavi Vatan’ı silahlı olarak tehdit ettiği günlerdeyiz.Derinleşen ekonomik krizle emekçilerin daha ağır sömürülere maruz kaldığı, yağmacı mafyanın vurgunlarını katladığı günlerdeyiz.
İşçi sınıfımızın sorunlarının derinleştiği, anayasal sendikal haklara yönelen saldırıların arttığı günlerdeyiz.
Sefaletin de altına itilen emeklilerin, sokağa çıkamaz hale getirildiği günlerdeyiz.23 yıldır iktidardaki AKP’nin, Başkanlık sistemiyle birlikte iktidarda kalabilmek için gayri meşru yöntemler uyguladığı; demokrasiden, hukuktan ve sosyal hayattan kalanları tasfiyeye yöneldiği günlerdeyiz.
Ülkemizin mafya cennetine dönüştüğü, mafyaların sokaklara indiği, can ve mal güvenliğinin tehdit edildiği günlerdeyiz.İrticanın laik demokratik sistemi tehdit edecek düzeye geldiği, tarikatların büyük sermaye ile yarışacak kadar zengin edildiği günlerdeyiz.
Ülkemize mülteci getirilmesinin, ulusal güvenliğimiz, işgücü piyasası, sosyal ve kültürel dokumuz için tehdit boyutuna ulaştığı günlerdeyiz.Vahşi kapitalizmin doğası sayılan vergi adaletsizliğinin, yağmacıların lehine, emekçilerin aleyhine daha da büyütüldüğü günlerdeyiz.Tüm bunlarla beraber ve tüm bunlara karşı, başta üniversite gençliği olmak üzere halkımızın geniş kesimlerinin ayağa kalktığı ve AKP iktidarının uygulamalarına karşı direnişe geçtiği günlerden geçmekteyiz.Bağımsızlık ve ekmek sorunu hiç bu kadar iç içe geçmemiş, bağımsızlığı ve üniter sistemi tehdit eden sebepler yağmacı mafya ile bu kadar örtüşmemişti.
Laikliği ve demokrasiyi tehdit eden olgular, can ve mal güvensizliği ve toplumsal çürüme ile bu kadar iç içe geçmemişti.Demokrasi ve hukuk, hakların güvencesi, değer paylaşımı, sosyal ve kültürel huzur ile bu kadar ilgili olmamıştı.En temel insanlık haklarının, yaşama, barınma, çalışma haklarının bile yasada, hatta anayasada olmasının yetmeyeceği; yasaları korumanın bile mücadele gerektireceği düşünülmemişti. 1 Mayıs’a bu koşullarda gidiyoruz. Birleşerek ayağa kalkıldığında bütün karanlıkları dağıtacak güçteki işçi sınıfımızın önderlerine, sendikacılarımıza görev düşmektedir.
Ülkemizin 150 yıllık demokrasi ve aydınlanma birikimine, Cumhuriyet devriminin büyük birikimine görev düşmektedir.
Büyük acılar, yoğun acemilikler sürecinden geçen, dünya sosyalist hareketinin deneyimleriyle de yoğrulan Türkiye’nin sosyalist birikimine görev düşmektedir.Bütün bunlar sorunlarımız, doğru. Ancak unutmayalım ki içine girdiğimiz bütün bu sert süreçler, aynı zamanda vahşi kapitalizmin bütün seçeneklerini tükettiğini de göstermektedir.
Karanlığın en koyu zamanı, sabahın arifesidir.Yeniden bağımsız, laik, demokratik, halkçı ve kamucu Türkiye’yi kurabilmek için ülkemizin birikimi fazlasıyla vardır.
Arkada başardıklarımıza, %99’u vatansever, %80’i emekçi olan halkımıza bakmak yeter.Sosyalist hareketin ilişkilerini hızlandırması gerek.
Kemalistlerin sosyalistlerle iş birliğini artırması gerek.
İşçi sınıfımızın önderlerinin o destansı günleri, Emek Platformu günlerini hatırlaması gerek.